Tersane, tekne imal ve çekek yerlerinde yürütülen gemi inşa, bakım ve onarım faaliyetleri; boya kalıntıları, metal partikülleri, hidrokarbonlar ve çeşitli kimyasal kirleticiler nedeniyle deniz ortamı üzerinde önemli çevresel etkiler oluşturabilmektedir. Bu nedenle söz konusu tesislerin faaliyetlerinin çevresel açıdan izlenmesi, hem mevzuat gerekliliklerinin yerine getirilmesi hem de deniz ekosisteminin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu kapsamda 7 Aralık 2022 tarihinde yayımlanan “Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yerlerinin Çevresel Yönetimi Hakkında Yönetmelik”; bakım, onarım veya imalat yapan tersane ve marina gibi kıyı tesisleri için düzenli deniz izleme çalışmaları yapılmasını zorunlu hale getirmiştir. Yönetmelik; deniz suyu, sediment ve biyota örneklerinin alınması, analiz edilmesi ve sonuçların raporlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.
Yönetmeliğe göre tersaneler, faaliyet gösterdikleri deniz alanının çevresel durumunu değerlendirmek amacıyla düzenli izleme çalışmaları yaptırmakla yükümlüdür.
Bu çalışmalar dört bölümden oluşur
- Deniz Suyu Analizleri
- Sediment Analizleri
- Biyota Analizleri
- Makrobentoz Çalışmaları
Bu analizler doğrultusunda tersane faaliyetlerinin deniz ortamına olan etkisi ve zaman içerisinde meydana gelen değişimler izlenebilmektedir.
Tersane Yönetmeliği Kapsamında Numune Alma Çalışmaları
Numune alma işlemleri yönetmelikte belirtilen teknik kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmelidir. Yönetmeliğe göre numune alma noktaları;
- Tesis etki alanı içerisinde en az 5 nokta
- Etki alanı dışında (referans alan) en az 2 nokta
olacak şekilde belirlenmelidir. Bu sayede, tesis faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisinin referans alanlarla karşılaştırılması mümkün hale gelmektedir. Ayrıca su kolonunda örnekleme yapılırken istasyon derinliği dikkate alınmalıdır:
- 20 metreden derin alanlarda: yüzey, ara ve dip örneklemesi
- 20 metreden sığ alanlarda: yüzey ve dip örneklemesi
Numune alma noktalarının koordinatları kaydedilmeli ve izleme çalışmaları her yıl aynı koordinatlardan tekrarlanmalıdır.
Tersane Yönetmeliği Kapsamında Deniz Suyu Analizleri
Yönetmeliğe göre deniz ortamında gerçekleştirilen izleme çalışmalarında numune alma noktaları tesisin etki alanını temsil edecek şekilde belirlenmelidir. En az beş nokta tesis etki alanı içerisinde, en az iki nokta ise etki alanı dışında referans bölgeyi temsil edecek şekilde seçilmektedir. Numune alma işlemleri su kolonunu temsil edecek şekilde gerçekleştirilir ve istasyon derinliği dikkate alınarak farklı derinliklerden örnekleme yapılır. Böylece su kolonunun farklı seviyelerinde oluşabilecek fiziksel ve kimyasal değişimler izlenebilmektedir.
Deniz suyu analizlerinde, deniz suyunun fiziksel ve kimyasal özellikleri birlikte değerlendirilir. Su sıcaklığı, pH, tuzluluk, iletkenlik, çözünmüş oksijen ve oksijen doygunluğu gibi parametreler deniz suyunun fiziksel ve kimyasal yapısı hakkında temel bilgiler verirken, bulanıklık ve ışık geçirgenliği gibi ölçümler su kolonundaki partikül yoğunluğunu göstermektedir. Aynı zamanda besin tuzu bileşikleri olan amonyum, nitrit, nitrat ve toplam fosfor gibi parametreler deniz ortamındaki besin yükünü ve potansiyel ötrofikasyon riskini değerlendirmek açısından önemlidir. Askıda katı madde ölçümleri ise özellikle tersane faaliyetleri sırasında oluşabilecek partikül taşınımının belirlenmesine yardımcı olur. Buna ek olarak petrol hidrokarbonları ve poliaromatik hidrokarbonlar gibi organik kirleticiler tersane faaliyetlerinden kaynaklanabilecek kimyasal kirliliğin göstergeleri arasında yer alır. Deniz suyunda ölçülen klorofil-a değeri ise fitoplankton yoğunluğunu göstererek deniz ortamındaki biyolojik üretkenlik hakkında bilgi verir.
Tersane Yönetmeliği Kapsamında Sediment ve Biyota Analizleri
Deniz tabanında biriken sediment, çevresel kirliliğin uzun vadeli göstergesi olarak kabul edilir ve tersane faaliyetlerinin deniz ortamı üzerindeki uzun süreli etkilerinin değerlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Sediment örneklerinde yapılan analizler sayesinde ağır metaller, hidrokarbon türevleri ve diğer kalıcı organik kirleticilerin deniz tabanında birikip birikmediği belirlenir. Bu çalışmalar, tersane faaliyetlerinden kaynaklanan kirleticilerin zaman içerisindeki birikim eğilimlerinin değerlendirilmesine olanak sağlar.
Biyota analizleri, deniz canlılarının dokularında biriken kirleticilerin belirlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Midye veya balık gibi deniz organizmaları üzerinde gerçekleştirilen bu analizler sayesinde kirleticilerin deniz ekosistemine ve besin zincirine olan etkileri değerlendirilir. Deniz canlıları, çevrede bulunan kirleticileri dokularında biriktirebildikleri için biyota analizleri çevresel kirliliğin biyolojik göstergelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Tersane Yönetmeliği Kapsamında Makrobentoz İzlemeleri
Deniz ortamının makrozoobentik yapısını değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilen bir diğer çalışma ise makrobentoz çalışmalarıdır. Makrobentoz, deniz tabanında yaşayan ve çıplak gözle görülebilen bentik organizmaların tümünü ifade eder. Bu organizmaların tür çeşitliliği ve popülasyonu deniz ekosisteminin sağlığı hakkında bilgi verir. Yönetmelik kapsamında makrobentoz analizleri diğer izleme çalışmalarından farklı olarak üç yılda bir yapılması gereken biyolojik izleme faaliyetleri arasında yer alır. Bu çalışmalar sayesinde deniz tabanındaki makrozoobentik yapıda meydana gelen uzun vadeli değişimler izlenebilmekte ve olası çevresel etkiler daha kapsamlı şekilde değerlendirilebilmektedir.
Yönetmeliğe göre deniz suyu, sediment ve biyota örneklerinin alınması ve analiz edilmesi işlemlerinin öncelikle Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş laboratuvarlar tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bakanlık bu yönetmelik kapsamında yetki vermediği için akredite laboratuvarların bu analizleri yapmasına izin verilmektedir.
AEM Laboratuvarı; uzman personeli ve kaliteli hizmet anlayışı ile Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yerlerinin Çevresel Yönetimi Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılacak analizler konusunda TÜRKAK’tan akredite bir kuruluştur.




